Vazgecmem.NET

Anasayfa Yönetim Forum Kurallarımız Bize Ulaşın
Go Back   Vazgecmem.NET >
Vazgecmem.Net ~Genel ve Güncel Kategori~
> Günün Köşesi
Vazgecmem.NET @ Facebook Hayran Sayfası

Günün Köşesi Bugüne özel paylaşımlar



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Günün Yazısı
Konudaki Cevap Sayısı
1053
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
26992

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 22/04/2014, 00:24   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: Apr 2014
Üye No: 12
Mesajlar: 6.223
Konular: 151
Aldiği Teşekkürler: 4640
Beğendikleri : 3260
REP Gücü : 16
REP Puanı : 657
Ruh Halim: Yorgun
Burcu:
Takımı:
İsim: .
konuu Günün Yazısı




Birini düşünmekten ne yapacağını bilemediğin vakitler oldu mu hiç?
Hiçbir şeyi doğru dürüst yapamadığın, her şeyin giderek daha da berbat olduğu zamanların…
Unutmaya çalıştıkça en ince ayrıntısına kadar hatırladığın zamanların oldu mu?
İlk tanışmanızda giydiği kıyafeti, doğum gününü, saçında yaptığı değişikliği fark ettiğinde yüzündeki o mutluluğu,
en sevdiği rengi-şarkıyı, tenindeki ben sayısını, doğum lekesini…
Onunlayken hatırlamadığın her şeyi, o gittikten sonra aklından çıkaramadığın oldu mu?
Benim oldu…
Gün boyu aklına gelir; “gece olsa da uyusam, en azından uyuduğum kadar unutsam” dersin.

Sonra gece olur, başını yastığına koyduğunda daha fazla aklına gelir, uyuyamazsın.
Bu defa bir an önce sabah olması için yalvarırsın.
Özlemenin ne yeri olur ne de zamanı…
Eğer yalnızsan; gündüz de bir, gece de bir…
Yalnızsan, yalnızsındır…
Hepsi bu.
Ezgin KILIÇ

KimeNe, Şiva, Jan Valjen ve 1 diğerleri bunu beğendiler..


  Alıntı ile Cevapla
Sponsor Reklam
Alt 24/04/2014, 14:40   #2
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
kalpp Hesabı Ben Öderim

Hesabı Ben Öderim


Aslında öyle masumdu ki, nasıl durur dışarıdan bilemem ama öylesine temiz ki! Hesaplı, kitaplı değil… Hiç dillenmeden, sadece yaşanan, öyle masum ki….

Yürekten yüreğe, dudaktan dudağa geçebilecek en temiz duygu, kirletmesinler diye belki, saklanmalı. Yoksa Tanrı’dan başkasına hesap vermek değil niyetim, zaten olmamalı.

Hiçbir hece yüklenmemiş, sesi bile yükseltilmemiş, arkasına bakıp kirletmeye çalışmazsak, öyle güzel ki! İlle de kırıp parçalamadan, mutlak isim koymadan, hani biraz daha izin verirsek sorgulamadan yaşamaya, yaşadığımız öyle kutsal ki!

Ama yalnızlığımızın büyüklüğünden parçalanabilir sevgimiz. Neredeyse birbirimizin içinden geçiyoruz, hiç dokunmadan sevişiyoruz. Günahı umurumuzda değil, ayıbına takılmışız. Önü yargı, arkası kirli, geçmişini silemiyoruz.

Acılarım seninkilerden az değil benim ama açlığım da en az senin kadar. Yoksunluklarımızı dolduruyoruz birbirimizin gözlerinde.

Aslında ben en utanmaz yanımı bırakacaktım sana, içine hiç pişmanlık koymayacaktım. Sabah olduğunda peşinde durmayacaktım. Arkasına bir daha bakmadan, sadece bir yerinde var olacaktım.

Ama sabah oldu, anlamsızca sustum!

Hiçbir sevdaya sonu var diye başlamadım. Bittiğinde ise, kırıldım ama umutlarımı bozmadım. Şimdi birilerinin ahı kalır diye üstümde, içimde korkular var. Hep bana yakışmaz diye direttim ya; peki, ya vaktinde bize acıyı yakıştıranlar?

Kimsenin suçu değil diyorsun bu sevişmeler, haklısın değil! Ama biri ödeyecekse bunun hesabını, sana bırakmam, ben veririm. Adını ne koysak olmaz, sessizdir bazı isimler. Ve en çok onlar haykırır aslında ama duyan olmaz!

Bir bedenin içinde olmak, tüm ruhunu ona akıtmak değilse, aşk değilse adı; suçtur seninle sevişmek. Ama sen de haklısın, düşünmeden, yargılamadan, planlamadan, sadece içimizden geldiği için oldu.

Şimdi biri çıkıp karşımıza hesap isterse, merak etme sevdiğim seni yaktırmam orada; bu masanın hesabını ben öderim…



  Alıntı ile Cevapla
Alt 25/04/2014, 14:37   #3
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
konuu Eksilmeyen Değer

Eksilmeyen Değer

İyi bilinen bir konuşmacı seminerine 20$'lik bir banknotu göstererek başlamıştır.200 kişilik salona "Bu parayı kim ister?" diye sormuş, tabi eller kalkmaya başlamış.Konuşmacı bu parayı sizlerden birine vericem fakat öncelikle bazı şeyler yapıcam demiş.Parayı önce buruşturmuş ve dinleyicilere "Hala bu parayı isteyen var mı?" diye sormuş ama eller gene havadaymış.Bu sefer konuşmacı "Peki bunu yaparsam.." demiş ve 20 doları yere atmış, onun üstüne basmış, ezmiş, kirletmiş..Şimdi para pis ve daha da buruşukmuş.Fakat eller yine havadaymış ve o parayı herkez istiyormuş.Konuşmacı devam etmiş..
- Arkadaşlar burada çok önemli birşey öğrendiniz.Buraya paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yine de istiyorsunuz.Çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi.O halen 20 dolar.Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz..Fakat ne oldugu veya ne olacağı önemli değil.Hiçbirzaman değerimizi kaybetmeyiz.Temiz ya da pis, hırpalanmış veya kırılmış bunların hiçbiri önemli değildir.Seni sevenler, senin ne kadar değerli oldugunu her zaman bileceklerdir.Hayatımızın değeri ne yaptığımız veya kimi tanıdığımızla değil kim olduğumuzla ilgilidir.Siz mükemmele yakın insanlarsınız.Bunu asla unutmayın.Her zaman elinizde olanları düşünün, olmayanları değil..



  Alıntı ile Cevapla
Alt 26/04/2014, 08:15   #4
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
Kalp Bir erkek gidince

BİR ERKEK GİDİNCE;

Kentin tüm yolları çökmüş,
Dağları yan yatmış gibi olur.
Bir erkek gidince,
Raflarda kalır dizi dizi kitaplar,
çekmecede dosyalanmış evraklar,
ödenmiş senet koçanları, su, elektrik faturaları, banka dekontları,
maaş ekstreleri, taksit tarihleri, kalın bir defter içinde doğum günleri,
baş başa çekilmiş gülen resimler,
telefonlar, görüşme günleri, araba anahtarı, cep telefonu, dizüstü bilgisayar,
Boynunu büker kalır.

Bir erkek gidince;

Susar dış kapının gürültüsü,
Kahvaltı için ekmek almaya, gazete getirmeye giden olmaz.
'Gelince ne gerekli?' diye telefon eden,
'Hazırlan, akşam gidiyoruz' diyen,
'Boyunbağım nerede?'
'çoraplarım yıkanmamış mı?',
'Hani beyaz gömleğim?',
'Anahtarımı unuttum!',
'Sahi, saatim evde mi kalmış!'
'Evlenme yıldönümümüz dün müydü?' Sesleri eksilir..

Bir erkek gidince;

Ev kapanmaz ama ışıkları söner, karanlığa gömülür..

Bir erkek gidince bir evden;

Bir dede,
bir baba,
bir oğul,
bir ağabey,
bir dayı,
bir amca,
bir kuzen,
bir yeğen,
bir torun,
bir delikanlı,
bir sevgili,
bir yiğit,
bir savaşçı,
bir barışsever,
göklerden bir kartal,
ormandan bir aslan,
beynin yarısı,
mevsimlerden yaz olanı,
kolun iş göreni,
ayağın adım atanı kesilir.

Kısacası;

bir erkek gidince yatağın yarısı buz kesilir..

KADINLAR GİTTİKLERİNDE
arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde 'yetim-öksüz' kalan çok olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle
saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler.. .
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu u nutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker 'sarıkız'.
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse
anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir
temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci.. .
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar,
dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki 'Dikkat et...' duyulmaz, annesi gitmiştir 'geç kalma'nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın
gittiğinde pek çok 'yetim' bırakmıştır arkasında.

BEKİR COŞKUN

KimeNe bunu beğendi.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 28/04/2014, 03:23   #5
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
Kalp Arkadaşım Hayat Bu Daha Ne Olsun?

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,
Çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
Sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
Yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
Vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
Eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım hayat bu daha ne olsun? Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!



  Alıntı ile Cevapla
Alt 29/04/2014, 16:43   #6
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
Standart

DEĞER VERMEK...
Hayata farkli açidan bakabilmekle ilgili söyle bir hikâye anlatilir:
"Bir gün New-York'ta bir grup is arkadasi, yemek molasinda disariya çikar.
Gruptan biri, Kizilderili'dir.
Yolda yürürken insan kalabaligi, siren sesleri, yoldaki is makinelerinin
çikardigi gürültü ve korna sesleri arasinda ilerlerken, Kizilderili,
kulagina circir böcegi sesinin geldigini söyleyerek circir aramaya baslar.
Arkadaslari, bu kadar gürültünün arasinda bu sesi duyamayacagini,
kendisinin öyle zannettigini söyleyip yollarina devam eder.
Aralarindan bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder.
Kizilderili, yolun karsi tarafina dogru yürür, arkadasi da onu takip eder.
Binalarin arasindaki bir tutam yesilligin arasinda gerçekten bir circir
böcegi bulurlar.
Arkadasi, Kizilderili'ye: "Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasil
duydun?" diye sorar.
Kizilderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya
gerek olmadigini söyleyerek, arkadasina kendisini takip etmesini söyler.
Kaldirima geçerler ve Kizilderili cebinden çikardigi bozuk parayi
kaldirimda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldigi
tarafa bakarak, onun ceplerinden düsüp düsmedigini kontrol eder.
Kizilderili, arkadasina dönerek: "Önemli olan, nelere deger verdigin ve
neleri önemsedigindir. Her seyi ona göre duyar, görür ve hissedersin." der



  Alıntı ile Cevapla
Alt 30/04/2014, 13:12   #7
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
Standart




  Alıntı ile Cevapla
Alt 01/05/2014, 15:40   #8
Melodi
Guest
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular: 695
Aldiği Teşekkürler:
Beğendikleri :
REP Gücü :
REP Puanı :
Standart


flamenco bunu beğendi.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 02/05/2014, 08:33   #9
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: ‘Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?’ diye. ‘Bakın göstereyim’ demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyun…da kaşıklar.

Ermiş ‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’ diye bir de şart koymuş. ‘Peki’ demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine ‘ Şimdi…’ demiş ermiş. ‘Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. ‘ Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. ‘Buyurun’ deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. ‘İşte’ demiş ermiş. ‘Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın: Hayatta alan değil veren kazançların her zaman.



  Alıntı ile Cevapla
Alt 03/05/2014, 14:11   #10
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Yaşlanmayı Geciktirmek Mümkün mü?

Nörolojik hastalıklardan korunma ve uzun ömre ulaşmada etkili yeni bir metabolik sistem bulundu.

Yaşlanma süreci ve beraberinde beliren hastalıklar, neredeyse tüm canlı türlerinin tecrübe ettiği zorlu bir dönem; biz insanlar da ne yazık ki bu tecrübeden muaf değiliz. Genetik ve çevresel etmenlerin yaşlılık sürecinin başlaması ve ilerlemesindeki rolü yıllardır bilim çevreleri tarafından araştırılmakta. Son yıllarda yapılan araştırmalar, organizmaların yaşlanmayı geciktirmek için pek çok stratejiye başvurduklarını gösterdi. Mitokondri aktivitesindeki ya da kalori alımındaki kısıtlamaların ömür uzatıcı ve yaşlanmayı geciktirici etkileri en bilinen örneklerden. Buna rağmen yaşlanma üzerinde etki sahibi yeni biyolojik sistemleri belirlemek ve nasıl çalıştıklarını çözümlemek oldukça zorlu bir süreç.

Almanya, Köln’deki Max Planck Yaşlılık Biyolojisi Enstitüsü’nün liderliğini yaptığı yakın tarihli bir çalışma, yaşlanma süreci üzerinde etki sahibi yeni bir biyolojik sistemle ilgili bulgulara ulaştı. Bu çalışmaya göre, vücuttaki şeker dengesinde rol sahibi bir metabolik sistem olan heksozamin biyosentetik yolunun aktivitesindeki bir artış, vücutta üretilen proteinlerin kalite kontrolünü sağlamlaştırıyor ve ömür uzamasına kapı açıyor. Canlıların yaşamları için gerekli proteinleri üretebilmeleri kadar önemli bir diğer konu, bu proteinlerin hücre içinde doğru üç boyutlu şekillere bürünmesi. “Protein katlanması” olarak da bilinen bu süreç düzgün işlemezse büyük proteinler birbirlerinin üstüne binip hücrede bir köşede biriken “organik yığınlar” halini alabiliyorlar. Yaşlılıkta artış gösteren Parkinson ve Alzheimer gibi pek çok nörolojik hastalığın temelinde proteinlerin kaliteli bir şekilde katlanamaması ve bu organik yığınların oluşması yatmakta. Bir solucan türü olan Caernohabditis elegans ile yapılan araştırma, heksozamin biyosentetik yolu normalin üstünde çalışan hayvanların gelişmiş bir protein katlama sistemine sahip olduğunu ve bu hayvanların ömürlerinde %42’ye varan bir artış gerçekleştiğini gözlemliyor. Bu hayvanların hücrelerinde proteinler hem daha az toksik yığınlara dönüşüyor, hem de oluşan yığınlar mevcut defans mekanizmaları tarafından daha kolay yok edilebiliyor.

Çalışmanın bir diğer etkileyici bulgusu ise heksozamin biyosentetik yolu ile sentezlenen bazı metabolik ürünlerin bu hayvanlarda nörolojik gerilemeyi yavaşlattığı. Normal şartlarda nörolojik hastalık barındıran solucanlar yaşlandıkları zaman kas kontrollerini ve hareketliliklerini yitirmekteler. Öte yandan bu hayvanlar heksozamin yolunun metabolik ürünleri ile tedavi edildikleri takdirde yaşlılık evrelerinde vücut hareketlilikleri bir aksaklık göstermiyor . Bir diğer deyişle bahsi geçen metabolik sistem, canlıların ömrünü uzatmanın yanında ileriki yaşlarda başgösteren nörolojik hastalıklara karşı onları koruyacak potansiyele de sahip. Yaşlılıkla ilgili daha önce söz edilen diğer teorilerden farklı ve yeni bir yerde duran bu çalışma, ileride uzmanların özellikle insanlardaki nörolojik hastalıklara yaklaşımında yeni kapılar açabilecek nitelikte.



  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
günün , yazısı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Forum Hakkında Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Hit Sayacı:  

5651 sayılı kanunun 8. maddesi ve T.C.K'nın 125. maddesine göre; Vazgecmem.Net olan forum sitemize eklenen içeriklerden, içeriği ekleyen kullanıcı sorumludur. Kullanıcı bazlı herhangi bir telif hakkından Vazgecmem.Net sitesi ve site yetkilileri sorumlu değildir. Telif hakkı kapsamında bulunan içerikler ile ilgili hukuksal bildirimleriniz için bu bağlantı ie iletişime geçebilirsiniz bu çevrede, Vazgecmem.Net yönetimi en geç 48 saat içerisinde dönüş yapacaktır.