Vazgecmem.NET

Anasayfa Yönetim Forum Kurallarımız Bize Ulaşın
Go Back   Vazgecmem.NET >
Vazgecmem.Net ~Genel ve Güncel Kategori~
> Günün Köşesi
Vazgecmem.NET @ Facebook Hayran Sayfası

Günün Köşesi Bugüne özel paylaşımlar



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Günün Yazısı
Konudaki Cevap Sayısı
976
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
23280

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 04/05/2014, 16:24   #11
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart



HIDIRELLEZ

Hızır ve İlyas peygamberin yeryüzünde buluşup darda kalanlara,isteği olanlara, zorluk çekenlere yardım ettiği rivayet edilen gün.Hızır’ın karada,ilyas ’ın denizde hiç umulmayan bir zamanda çıkıp geldiği söylenir.6 mayıs aynı zamanda baharın başlangıcı, bereket ve bolluğa adım atış günüdür.

Bu özel günün tarihi ve nasıl oluştuğu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bu rivayetler sadece Türkiye’de değil,İran,Irak,Suriye,Türki devletler tarafından da bilinir ve her toplum kendi kültürel zenginlliklerine göre kutlar..Genellikle bu günle ilgili rivayet şöyledir:

Dünya hükümdarı Zulkarneyn(çift boynuzlu),bu hükümdarın iskender olduğu ile ilgili bir çok çalışma vardır,ölümden çok korkar. Bu korku ona ab-ı hayat suyunu bulma sevdasına düşürür.Alimlere sorar bu suyun nerde olabileceğini .Herkes bir isim yada yer söyler. Ama alimlerin ortak verdiği tek bir isim vardır. Hızır peygamber. ..Hem güvenilir hem de inançlıdır. Bu suyu sadece onun bulacağını sultana inandırırlar. HZ. Hızır bu teklifi kabul eder, yardımcı olarak da yanına kardeşi, yine peygamber olan Hz. İlyas’ı görevlendirirler.Atları ve azıklarıyla yola koyulan bu iki mübarek insan, dağları ,denizleri aşar, Kaf dağını geçer ve 6 ay gece 6 ay gündüz yaşanan bir yere gelirler. Karanlıklar (zulumat) ülkesi olarak bilinen bir yerde konaklarlar.atlarını dinlendiirir bir pınar gözünde azıklarını yerler. O sırada yanlarınde getirdikleri kurutulmuş bir balığı suya düşürürler. Balık birden canlanıp kaçıp gidince iki kardeş ab_I hayatı bulduklarını anlarlar. Hemen bu sudan içerler. İçince Hak Teala tarafından ölümsüz olurlar. İşte onların ölümsüzlüğe karıştığı bu günde Allah bu iki peygamberi yeryüzüne gönderip insanlara yardım etmesi için görevlendirmiştir.

6 mayısta her yıl yeniden doğuş,tazelenme, ölümsüzlük ,bereket anlamarıyla bu gün kutlanır. Halkımız arasında bilinen onlarca ritiüel vardır. 6 mayıstan bir gün önce gecesi gül fidanının altına istekler konup dua edilir. cüzdan koyanlar,bebek çizenler, ev yapanlar... Hızır’ın gülü çok sevdiği ve gül fidanlarını dolaştığı söylenir. O gün çalan kapılara mutlaka hızır mı geldi acaba diye bakılır. Eğer bir fakir,gariban yada çocuk gelmişse isteği hemen yerine getirilir.Samsun bölgesinde de ilginç gelenekler vardır. 6 mayısta ev erkenden temizlenir. Öğlene doğru içi su dolu bir ibrik,leğen ve temiz havlu banyoya konur. bir odaya seccade serilir. Masa kuş sütü eksik donatılır. Herkes öğlen ezanına yakın evin kapısını ,penceresini açıp dışarı çıkar. Hızır aleyhisselam beklenir. Duası alınmak istenir.
Siz de bilirsiniz ki hızır acil servisin anlamı burdan gelir.



  Alıntı ile Cevapla
Alt 05/05/2014, 10:59   #12
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart



Uykuya kolayca dalabilen birisi yine de insomniye sahip olabilir. Bu ifade doğrudur, çünkü insomni uykuya dalmakta güçlük çekme, uyuyor durumda kalmakta sıkıntı yaşama, veya huzursuz bir uykuyu deneyim edinme gibi sorunlara tekabül etmektedir. Eğer siz zaman zaman iyi bir gece uykusu çekmekte sıkıntı yaşıyorsanız endişelenmeyin. Hemen hemen herkes aynı şeyi yaşıyor. Fakat, insomniye sahip olan insanlar bunu daha sık ve sürekli bir şekilde yaşamaktadırlar (Passer ve Smith, 2008).

İnsomniye sahip olan birçok kişi ne kadar süre uyku kaybettiğini veya ne kadar süre uykuya dalmakta güçlük çektiğini abartmaktadır. Yani, birisi 20 dk boyunca uyanık bir şekilde uzanıyorsa, bunu bir saat olarak algılayabilir. İnsonmi, hala en yaygın uyku hastalığıdır, ve ülkeden ülkeye toplum içinde karşılaşılma sıklığı %10 dan %40’lara kadar değişkenlik göstemektedir (Ohayon ve Lemoine, 2004).

Bazı insanlar genetik olarak insomniye yatkındırlar. Tıbbi durumlar, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlar ve bazı ilaçlar uyku düzenini bozabilir. Buna ek olarak, endişe, evde/işte stres, zarar verici alışkanlıklar, jet uyumsuzluğu veya gece vardiyalı işler de uyku örüntüsünü etkileyebilir (Passer ve Smith, 2008).

Psikologlar, insomniyi azaltmak ve uyku kalitesini geliştirebilmek için, ilaç içermeyen birçok tedavi yöntemini ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan birisi de, “uyarıcı kontrolü” dür. Bu tedavi, uyku çevresine ilişkin bir uyarıcıyla uykuyu ilişkilendirmeye dayalı olarak bedeninizi şartlandırmaktır. Bu örneğin yatak olabilir. Yatak, uyku ile ilişkilendirilir ve beden bu şekilde şartlandırılır. Yatağın uyku ile ilişkilendirilmesi için uyumaz durumdayken yaptığımız aktivitelerin yatakta gerçekleşmemesi gerekmektedir (Bootzin, 2002). Örneğin, uyku sorunu yaşıyorsanız, yatakta tv seyretmeyin, çalışmayın veya yatak odasında atıştırmayın. Yatağınızı yalnızca uyumak için kullanın. Eğer 10 dk içerisinde uyuyamıyorsanız, kalkın ve yatak odanızı terk edin. Uykunuz gelene kadar rahatlatıcı bir şeyler yapın ve sonra yatağınıza dönün.



  Alıntı ile Cevapla
Alt 06/05/2014, 08:58   #13
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Ölüm Var

Her şeyi düzeltebilirmişiz gibi geliyor değil mi? Bütün küslükleri bir gün bitirebilir, bütün gönülleri şak diye alabilir, bütün ertelenmiş dostlukları bir gün ''Hadi'' deyip gerçekleştirebiliriz sanıyoruz değil mi? Nasılsa daha zaman var. Nasılsa daha bir ömür yaşayacağız. Nasılsa dünya küçük...
Nasılsa bir yerde karşılaşırız. Oluru varsa tesadüfler yaratır zaten öyle değil mi? Nedir ki acelemiz? Derken...
Ölüm giriverir araya. Bütün planları bozar. Barışmadan, dost olmadan gidiverir o...
Baka kalırsın. Elinde bir sürü kelime. Bir dakika dersin. Benim daha sahnem bile gelmedi, nereye?...
Kalp kırdıysan bir özür bile dilemediğine yanarsın, kalbin kırıksa bir sitem edemediğine...
Öyle kalırsın. ''Neden daha önce gidemedim ona da şu gönlümü al da dost olalım artık demedim'' dersin.
Birden fark edersin ki, meğer o kadar zamanımız yokmuş. Meğer bir ömür daha yaşayamayacakmışız. Meğer yolun sonuna gelmişiz...
Ertelemek.. Ah ne feci bir şey. Bu gün değil yarın.. Yarın değil öbür gün... Bu ay değil öbür ay... Sonraki bayram... Belki seneye... Doğru değilmiş. Yapmamak gerekirmiş... Bu gün bir kez daha öğrendim ki, biriyle dost olmak istiyorsan hemen olman gerekiyormuş... Acele etmek gerekiyormuş. Hiç vakit kaybetmemek gerekiyormuş...
Kalbini kıran özür dilemiyorsa dilemesin. Sen istiyorsan dostluğun devam etmesini, o zaman git ona... Konuş onunla... Zaman hızla akıp gidiyor. Bir geri sayım var. Kalan zamanı bizim görmediğimiz bir geri sayım... Tık tık akıyor zaman...
Çok fazla işimize kaptırıyoruz kendimizi. Çok fazla kendimize kaptırıyoruz kendimizi. Çok fazla elimizdeki mutluluklara kaptırıyoruz kendimizi. Çok fazla endişemiz, korkumuz var. Çok fazla gururumuzun esiriyiz. Çok fazla gurur etrafında dönüyoruz. Çok fazla ''Asla'' larımız, çok fazla ''Hiç'' lerimiz ve çok fazla ''Katiyen'' lerimiz var. Çok fazla tükürdüğümüzü yalayalım mı, yalamayalım mı hesabı yapıyoruz...
Çok fazla vazgeçiyoruz. Çok fazla düşünce okumaya çalışıyoruz. Çok fazla okuyamadığımız düşüncelerin yerine kuruntu kuruyoruz. Çok fazla sinirleniyor, çok fazla kin bağlıyoruz... Çok çok çok fazla. Her şeyden çok fazlamız var. Safrayı o kadar basmışız ki gemi hiç hareket etmiyor artık. Gidemiyor. Duruyor öyle orta yerde. Yalan hepsi yalan bunların.
Ölüm var işte..
O yüzden...
Acele etmeli...
Ölüm var..
Yakında veya uzakta...
Ama var işte..



  Alıntı ile Cevapla
Alt 07/05/2014, 09:53   #14
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart



Ortaokul son sınıftayım. Babam Çankırı'da görevli, subay lojmanlarında oturuyoruz. Tüm arkadaşlarımın bisikleti var, bir benim yok. Sınıfı da geçtik... Babama gittim.

"Bana bir bisiklet alır mısınız?" dedim.

"Çalış kendin al." cevabını aldım.

"Nasıl?"

Beni aldı, Çankırı'nın göbeğinde herkesin gülüşüyle tanıdığı 'Neşeli' diye bir manav vardı, ona götürdü. Bir kasa limon aldı, bana verdi.

"Borcun şu kadar, bir ay sonra ödersin." dedi.

Kişiliğe bak; biz bisiklet istiyoruz, babamız limon kasası alıp veriyor. Çok hırslandım ve sinirlendim. Ertesi gün çarşamba sabahı erkenden Çankırı pazarına gidip limon kasamı koydum ve satışa başladım. Lojmandan tanıdığım teyzeler geçiyor, arkadaşlarımın anneleri, kıpkırmızı oluyorum. Bir süre sonra olayı duyan arkadaşlarım tezgahın başına doluştular. Ayaklarda Nike'lar, Adidas ayakkabılar, havalı kotlar... Ben güneş altında limon satıyorum, karizma falan kalmadı.

"Oğlum çok zevkli."

"yapma ya?"

Sonraki hafta arkadaşlarım ellerinde benim limonlardan onar tane alıp pazarda dolaşmaya başladılar. Bu arada ben rüyalarımda ve gündüzlerimde babama karakter atıyorum.

İki ay sonra biriktirdiğim paralarla babamın kitap okuduğu odaya girdim, parayı babamın masasının üzerine bıraktım.

"Git bana bisiklet al!" dedim ve çıktım.

Türk filmlerinden çalışılmış bir sahne. Nasıl gurur, nasıl gurur!.. Babam bana bal renkli, vitesli Polo marka harika bir bisiklet aldı. Yıllar sonra benim babamın önüne koyduğum parayla bırakın bisikleti, o bisikletin pedalını alamayacağımı fark ettim. Bana belli etmeden paranın ve çabanın değerini öğretmişti. Babasından aldığı harçlıklarla büyüyen bir çocuk olsaydım bugün sahip olduğum mücadele ruhunun çok ufak bir bölümüne bile ulaşamayacaktım. O günden sonra bir daha babamdan para istemedim.

A. Şerif İZGÖREN



  Alıntı ile Cevapla
Alt 08/05/2014, 11:06   #15
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart


Ada bunu beğendi.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 08/05/2014, 12:26   #16
Durumu:
Çevrimiçi
Üyelik tarihi: Apr 2014
Üye No: 4
Mesajlar: 46.220
Konular: 10150
İlişki Durumu : Nişanlı
Aldiği Teşekkürler: 14411
Beğendikleri : 14384
REP Gücü : 50
REP Puanı : 123456789
Ruh Halim: ada
İsim: . . .
Standart

Bende düşünemedim iyi mi.
Teşekkürler ablam.

Melodi bunu beğendi.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 08/05/2014, 13:57   #17
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Alıntı:
Ada Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bende düşünemedim iyi mi.
Teşekkürler ablam.
teşekkürler adacım



  Alıntı ile Cevapla
Alt 09/05/2014, 09:17   #18
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart




Hey! Güzel İnsan, Merhaba;
Duydum ki kendini yine bırakmışsın; hayatında ki güzelliklere karşı…
SİL o hayatındaki karanlıkları.
Aydınlık yarınlar için;
Değişim vakti.
Hazırlan!
Öncelikle saatine bir bak.
Ömründen bir gün daha geçiyor.
Fark ettin mi?
Bir gün daha gündüz geceye dönüştü.
Artık durdur geçen zamanı.
Bu cansız bedenini canlandırmanın zamanı geldi.
Yetmez mi üzüldüğün?
Artık silkelenmenin vakti geldi.
Sana sesleniyorum.
Bakar mısın?
Gülümse lütfen
Kendini değerli hisset.
Çünkü ‘’sen ‘’ değerlisin.
Bugünü ve yarını güzel yapmak hatta ona değer katmak senin elinde.
Unutma; yeter ki kendi pozitif enerjine inan.
Çünkü ‘’sen ‘’ başarabilirsin.
Yeter ki kendi yüreğinde sahip olduğun güce inan.



  Alıntı ile Cevapla
Alt 10/05/2014, 14:37   #19
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Dostluk



İnsan bazen iyimserliklere kapılarak bir çok dostu olduğunu sanır. Hakikatte bu bir hayaldir.
Dost olmak, dost kalmak kolay değil.
Dostluk'la, dostluk benzeri yakınlıklar farklıdır.
Dostluk, fedakârlık temeli üzerine yükselir.
Dostluk binasının sütunları, fedakârlık, sabır, tahammül ve müsamahadır.
Bir menfaate dayalı yakınlığa dostluk denemez.
Dostluk mevzuunda en çok yanılanlar mevki sahibi insanlardır, devlet adamları, servet sahipleri, vs. Onların yanına her gün bir çok kimse girip-çıkar, yerlere kadar eğilenler olur. Önceleri gerçeğin farkındadırlar. Daha sonraysa sahteliğin her gün, her saat tekrarlanması ile ipin ucunu kaçırarak yalana teslim olurlar.
Dost, almaz; verir. İnsanın yapısındaysa almaya yatkınlık vardır.
Yerini şu veya bu sebeple kaybetmiş devlet adamı, siyasetçi, işadamlarının etrafı bir ânda boşalır. Hatta telefonları bile çalmaz. Mevkiini kaybetmiş, seçimi kaybetmiş veya iflas etmiş kimseler, ikbalden idbare düşmüştür. Düşenin dostu olmaz.
Bunun gibi iftiraya uğrayanların da etrafı tenhalaşır.
İşte bu şartlarda bile kaybetmiş, düşmüş, iftiraya uğramışları terk etmeyenler yirmidört ayar dostlardır. Diğerleri kalp para. Gerçek dost, ivazsız ve garazsız sevendir.
Eşini parası, şöhreti, saltanatı için seven eş dost değildir. Nerde kaldı ki sevgili olsun.
Dost, dört harflik bir kelime.
Zengin ve muhteşem.
Bu sade kelimenin içini doldurmak öylesine zor ki...
Kelimenin hakkını vererek Halil’ür Rahman/Allah dostu payesine yükselmiş en büyük dost ulül azm/yüksek peygamberlerden İbrahim aleyhisselamdır. Ateşe düşerken bile ancak ve yalnız yüce Allah’tan yardım umdu. Zira O, Allah’ına güveniyordu.
Dostluğun kimyası güvendir.
Güven olmayan yerde gülüşler, kahkahalar, sevgiler hep sahtedir.
Dostun bir tek yüzü vardır.
O halde zengin kimdir? Zengin çil çil yirmidört ayar altınlara sahip olandır.
4 gerçek dost 400 kişilik kuru kalabalığa bedel.
Şair onun için öyle diyor:
Son gün olmasın dostum çelengim top arabam
Alıp beni götürsün tam inanmış dört adam.

Neler yazılmış neler söylenmiştir dostluk üstüne. Dostluk'ta tıpkı aşk gibidir. İnsan ikisini de yanı başında ister, ancak aradaki fark da şudur, aşk bazen insanı terkeder de, işte o zaman dost teselli eder.
Hayatın gerçekten yaşanır hale gelmesi hemen yanıbaşımızdaki dostlarımızla mümkündür. Yaşadığımız sürece sıkıntılarımız, sevinçlerimiz daima bizimle olacaktır. Ancak yaşadığımız olayların şekli nasıl olursa olsun tüm bunları tek başımıza karşılamak pek mümkün değildir. Aksi türlüsünün de zaten hastalıklara, bunalımlara sebep olduğunu biliyoruz.
Bir genç hanım, “dünyanın en zengin insanıyım ben çünkü dostlarım var benim” diyor, hasta eşini iyileştirmek için harcadığı çabanın kendisinde oluşturduğu maddi ve manevi yaraları sarmaya çalışırken.
O halde dostlar edinelim, mevcut dostlarımızın da kıymetini bilelim.
Daha doğduğumuz andan itibaren öne anne-babamızın ilgisine muhtacızdır. Daha sonra yeni kişiler eklenir bu halkaya, oyun arkadaşları, okul arkadaşları derken, ilgilerine muhtaç olduğumuz dostlarımız yerlerini alırlar hayatımızda.
Bir annenin çocuğuna gösterdiği özen gibi emek ister, dostluk. Serpilip, gelişmesi gösterilen bu özenin büyüklüğüne bağlıdır. Dostlarımız kendi edindiğimiz, seçimi tamamen bize ait olan kişilerdir. Bu ilişkide arada verilmiş sözlere, konulmuş kurallara rastlanmaz. Bir zorlamada yoktur. Tamamen siz istediğiniz için hayatınızdadırlar. Kim zorlayabilir sizi falancayla dost olmaya? Zaten o zaman bunun adına dostlukta denmez.
Dostluklar aile bağları gibi kendiliğinden kurulmaz, ya da evlilik, boşanma gibi sonunu başını belirleyen törenler, kurallarda yoktur bu ilişkide.
O halde insanlardan kaçmayıp, gerçek dostlar edinelim, ileride ömrümüzü yalnız başımıza tamamlamak istemiyorsak eğer.



  Alıntı ile Cevapla
Alt 11/05/2014, 12:38   #20
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart



Anne Sevgisi

Anne sevgisini anlatmaya tarifler yetmez. Bilirim boş yere dememiş peygamber efendimiz cennet annelerın ayakları altındadır. Çile çeken, eziyetler gören yavrusu için bunlara katlananan hep annelerdir. Anneler değil midir yavrusuyla ağlayan onunla gülen onunla ağlayan hastalandığında onunla sabahlayan. Önemli olan sadece anneler gününde hatırlamak ya da bayramlarda hatırlamak değildir annelerimizi onları çok sevdiğimizi her fırsatta göstermektir. Yaşlanınca bakmak, istediklerinde yanlarında olmaktır annelerimizin. Hiç bir sevgi anne sevgisinden büyük değildir bana göre sizce bilemem tabii. İnsana neden sevdiğini söylemek zor gelir asıl büyüklüktür sevdiğini söylemek bir nebze olsun yalnız olmadığını göstermek bir anne 10 evlada bakabilir ama 10 çocuk annesine bakamaz derler çok doğrudur nedense yaşlandıklarında bir kenara atılır anneler ve babalar nedenini çözemedim. Neden yaparız bunu, neden utanç kaynağı olurlar onlar bizlere bakarken bir "off" bile demezken biz neden onlara of deriz kızarız üzeriz? Yeri gelir naz yaparız yeri elir tehtid ederiz şunu almazsan babama söylerim diye halbuki onlar bizi en içten duygularla severler tüm kötülüklerden korurlar hatta bizler için canlarını veririer. Hadi bir iyilik yapıp şimdi annelerinizin elini öpün onların yüzlerindeki sevinci görmek inanın bır ömre bedeldir)))

Arâf bunu beğendi.


  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
günün , yazısı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Forum Hakkında Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Hit Sayacı:  

5651 sayılı kanunun 8. maddesi ve T.C.K'nın 125. maddesine göre; Vazgecmem.Net olan forum sitemize eklenen içeriklerden, içeriği ekleyen kullanıcı sorumludur. Kullanıcı bazlı herhangi bir telif hakkından Vazgecmem.Net sitesi ve site yetkilileri sorumlu değildir. Telif hakkı kapsamında bulunan içerikler ile ilgili hukuksal bildirimleriniz için bu bağlantı ie iletişime geçebilirsiniz bu çevrede, Vazgecmem.Net yönetimi en geç 48 saat içerisinde dönüş yapacaktır.