Vazgecmem.NET

Anasayfa Yönetim Forum Kurallarımız Bize Ulaşın
Go Back   Vazgecmem.NET >
Vazgecmem.Net ~Genel ve Güncel Kategori~
> Günün Köşesi
Vazgecmem.NET @ Facebook Hayran Sayfası

Günün Köşesi Bugüne özel paylaşımlar



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Günün Yazısı
Konudaki Cevap Sayısı
1055
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
27059

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 12/05/2014, 08:59   #21
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart






  Alıntı ile Cevapla
Alt 13/05/2014, 08:23   #22
Durumu:
Çevrimdışı
Forum Üyesi
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 169
Mesajlar: 5.293
Konular: 2686
Aldiği Teşekkürler: 1242
Beğendikleri : 777
REP Gücü : 9
REP Puanı : 20
Ruh Halim: Meskul
Standart





BEN KADINIM… Gururun olurum bazen. Hiç ummadığın zamanda zekâmla şaşırtır, yine beklemediğin bir anda aptalı oynayarak hayretler içerisinde bırakırım seni. Farklı özelliklerimle yaşamına renk katarım. Biraz gizemli, biraz tutkulu. Bazen de isteyerek aptal... BEN KADINIM… Çok güçlüyüm. Dört bir tarafım demirden kale gibi. Hiçbir düşmanın girmeye cesaret edemeyeceği kadar güçlü. Ama bir o kadar da kırılgan ve narin. Hiç beklemediğin bir anda kırılıveren, bir yüreğe sahibim. Bu anlarda beklerim sevgi sözcüklerini. Korkma şımarmam. Sevgini duymak isterim senin ağzından . BEN KADINIM… Çelik gibi sağlam, bir o kadar da naif. İçime karlar yağar bazen, üşür yüreğim, incinirim ufacık bir sözden. Sevgini hissetmek ısıtır beni, yakar bedenimi kulağıma fısıldadığın o iki kelime... BEN KADINIM… Sana senin canından can verebilir, o canlara gözümün bebeği gibi bakarım. Tıpkı ve hâlâ sana baktığım gibi...


Alıntıdır... -



  Alıntı ile Cevapla
Alt 15/05/2014, 02:38   #23
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart


Arâf bunu beğendi.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 16/05/2014, 15:40   #24
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Neden Diye Sorma

Ne diyeceksin?..“Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, kalanlara baş sağlığı……”
*
Öbürü de durmadan “şehit” tanımını kullanıyor ölenler için…
Çakal…
Madem şehit, hiç yoktan iyidir…
*
Seçimden önceydi:
O sabah madendeki işçilerin kimlik ve yemek kartlarını topladılar… Bu işten atılma tehdidi anlamına da geliyordu…
Otobüslerle şehir meydanına taşıdılar…
Başbakan yerel seçimler için konuşma yapmaya gelecekti…
Geldi…
Konuşmasının bir yerinde “Soma’lı işçi kardeşlerimiz burada mı” diye sordu… İşçiler baretlerini kaldırıp “Buradayız” diye bağırdılar mecburi…
Başbakan meydandakilere “Hudavendigar türbesini (Kosova) biz onardık… Bu da bize nasip oldu, bunların hayaline bile gelmez” dedi…
Kosova’daki Hudavendigar Türbesi’nin onarılmış olmasına çok sevindiler meydandakiler…
Alkışladılar…
Miting bitti, işçiler yemek ve kimlik kartlarını aldılar…
*
Soma’da AKP yüzde 42.8 oy aldı neticede…
Kömür madenini işleten şirketin Genel Müdürü’nün karısı da Belediye Meclisi’ne aza seçildi bu arada…
*
Ve dün…
Bir millet sabaha kadar uyumadı…
Her ev bir ölü evine dönüştü…
Her yürek kömür ocağıydı; yandı…
Geçen sene 280 madenci tek tek öldüğü için haberin olmamıştı Türkiye…
Bu sefer birlikte öldüler…
Duydun…
*
Şimdi ben bu anlattıklarımı nereye bağlayacağım?..
*
Hiçbir yere bağlayamazsın elim…
Bunun yorumu, anlatımı, bağı yok…
Buraya kadar getirebildim, harfler karışıyor ortak…
Satırlar birbirine giriyor bir tanem…
Klavyemi göremiyorum…
*
Bizim portalın üstündeki sözler sadece zihnimde gidip gidip geliyor:
“Canım çok yanıyor…
Neden diye sorma…”



  Alıntı ile Cevapla
Alt 17/05/2014, 07:46   #25
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Gideceğin yeri bilmedikten sonra, rüzgar dostun olsa neye yarar...

Rüzgarla yaprak dost oldular.
Artik rüzgar savurmuyordu yapragi.
- Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni.
dedi rüzgar yapraga.
Yaprak düsündü tasindi, aklina hiçbir sey gelmedi.
Tekrar sordu rüzgar:
- Hadi söyle, seni istedigin yere tasiyayim.
Tekrar düsündü yaprak, aklina yine bir sey gelmedi...
- Bilmiyorum rüzgar kardes, aklima hiçbir sey gelmiyor.
Sen söyle? Dedi.
Rüzgar:
- Gidecegin yeri bilmedikten sonra rüzgar dostun olsa
neye yarar, savrulur gidersin! dedi
ve bildigi gibi esti tekrar. Yaprak yine savruldu...
Üstelik bu sefer savuran dostuydu...



  Alıntı ile Cevapla
Alt 19/05/2014, 09:18   #26
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da
Samsun'a geldi. Bir süre çalıştıktan sonra
kentin postanesine gitti. Görevli bulunan PTT memuru o günü söyle anlatıyor :
Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadı*ğı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.
— Buyurun Paşam.
— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor dedi.
— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!
— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi.
Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.
— «Sen ölürsen ben de ölürüm» dedi.
Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre bırakmadı. Önce Havza'yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa'nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kağıda çabu*cak şifreli bir şeyler yazdı. Havza'ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istedi*ği konuşmayı yaptı, sonra;
«Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu.» Dedi ve maiyetiyle gitti. Birden aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatanseverdi, Atatürk'e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte...



  Alıntı ile Cevapla
Alt 20/05/2014, 13:56   #27
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Anamızı Ağlattılar….Sadece anaları değil, babaları, kardeşleri, çocukları, yetmedi topyekûn milleti ağlattılar. Durdukça koyacak içimize. Dile kolay resmi 301 ölü.

Maden faciasının ardından, ocağı adeta abluka altına alıp Başbakanlığa bağlı AFAD'ın dışında hiçbir kurtarma ekibini içeri sokmadılar. Yardımcı olalım denilen, daha modern şartlarda arama yapıp belki de daha fazla kişiyi kurtaracak ekiplere izin vermediler. Niçin, sorusunu elbette sorma hakkı var.

Maden önüne toplanan, yurdun bir çok yerinden gelen kurtarma ekibi, jandarma da dahil ocağın kapısından giremedi. AFAD, içerden kimi getirdiyse alıp ambulansa taşıdılar sadece. Bu basit görev için, kurtarma ekiplerinin Soma'ya gelmesine gerek var mıydı? Tek yetkili AFAD'sa, bu işi onlar çok iyi yapıyorsa, diğer kurtarma ekipleri niye Soma'ya geldi?

Hâlâ cevaplanamayan facianın ertesi günü Başbakanın basın toplantısında içerde 120 kişi var deyip, o andan itibaren hiç kurtarma yapılmadığı halde ertesi günü o sayı nasıl 18'e düştü? Yetmedi, 301'le bu işi kapatacağız gibi garip bir açıklama niye yapıldı?

Çarşamba gecesi içeri basılan küllü su hangi galerilere basıldı? Son üç haftadır içerdeki yalın sıcağa ve kazılan kömürün sıcak olmasına rağmen 'hadi hadi' diyerek, üretime ara verdirmeyenler kim? Madeni işleten firma niye sürekli korumaya alındı?

Bakan Yıldız'ın sözünü ettiği 'çıkarılanlar arasında işçi olmayanlar var' cümlesinin anlamı ne?

'Analar ağlamasın' propagandası yapan AKP iktidarının, bir anda nasıl yüzlerce anayı, çocuğu, babayı, Somalıyı, Türk Milletini ağlattığı, çıkarılan cenazelerin alel acele gözden kaçırılırcasına sanki suçlu onlarmış gibi gömüldüğünü gördük. 'Teslim edilen cenazeler şişmişti. Cenaze sahiplerinin tanımasına imkan yoktu, çoğu da tanıyamadan teslim aldı' açıklaması tuhaf değil mi?

An itibari ile Soma'yı karantinaya alıp, maden ocağının girişine duvar örselerde, gerçek-ler ortaya çıkacak. Er geç çıkacak. Falan filanın mahkemeye çıkarılması, tutuklanması senaryosunu 17 Aralıkta da gördü millet. Birkaç ay sonra salındılar. Niye böyle söylüyorum? AKP iktidarı ülkede saygıyı, sevgiyi tüketti. Hukuka güveni sarstı.

'Arama kurtarma faaliyeti bitti' deyip, bölgede bulunan herkes oradan uzaklaştırıldıktan sonra madende yeniden başlayan yangınla, örülen ocak duvarı arasında bağ kuruyor çalışanlar. 'İçerde tam bir arama tarama yapılmasın diye yangın körüklendi, sönsün bahanesi ile ocağın girişine duvar örüyorlar' düşüncesindeler. Nasılsa içerde kimse yoksa söndürmenin başka yolu denense, bir an önce içeri tekrar girilse daha doğru olmaz mıydı?

Anlatılanlara doğru demiyorum. Lâkin basın mensubu olarak bana duyduklarımı yazmak, iktidara da bu şüpheleri gidermek düşer. Tehdit ederek, yumruklayarak, 'ben ne dersem o' mantığını reddediyorum. ' Somalıyım ve orada canı yanan insanların acısını yüreğimden sökemiyorum.

***

MİLLET YARDIM EDECEK, AKP DAĞITIP SİYASİ HANESİNE YAZDIRACAK.. NE GÜZEL DÜNYA
Gözümün önünden yan yana mezarlar, ağlayan bebeler, analar gitmiyor. Bunca hengame arasında, Manisa Valiliği Soma'ya yardımı tek elde toplama kararı almış. Manisa Büyükşehir belediyesine bile görev alanında olduğu halde izin vermediği bilgisi geldi.

Kim yardım edecekse, AKP iktidarının açtığı kanaldan geçecek. Bunu ilerde hem iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanacaklar hem de 'toplanan yardımı tam olarak dağıtacaklarına inanamıyorum.' Yardım etmek isteyenlerin önüne dikilmeleri de 'ucube bir karar.'

Soma'ya insanları sokmuyorlar? Neden biliyor musunuz, olay çıkacağından falan değil. Zaten gelenleri rahat bıraksalar olayda çıkmayacaktı.

Soma'yı tecrit edecekler ki dışarı az bilgi çıksın. Soma'da ne olup bittiği dallanıp budaklanmasın. İnsanların en tabii hakkı olan gösteri yürüyüşünde sağa sola zarar vermeden yürüyecek insanlara gaz su sıkarak, isyan ettiriyorlar, sonra devlete isyan var görüntüsü oluşturuyorlar.

Sonra sanki Somalılar yürüyüşçülerden rahatsızmış gibi yine AKP eliyle hazırlanan afişler sağa sola asılıyor. Yapılanlardan rahatsız olma hakkı yok mu vatandaşın?

Melih Gökçek bile siyasi rant peşinde. Oraya iki çorba minibüsü koymuş, çorbalar Soma itfaiye garajında pişiriliyor, getirilip Ankara Belediye logosu altında dağıtılıyor..Bunun için orada Ankara Büyükşehir aracına gerek var mı? Somalı çorbayı pişirdikten sonra dağıtamayacak mı? Manisa Büyükşehir MHP'de diye izin verme, diğeri AKP'de diye izin ver. Bu ne çifte standart böyle? Acı paylaşıldıkça azalır. Buna bile izin vermeyip, zulmediyorlar insana.

Eneri bakanı Yıldız 'Ocakta Suriyeli arayanlar, Esad'ın katliamlarına baksın' gibi absürt lâflar edebiliyor. Çok hata yaptılar, yapıyorlar, yarın yanlarında bir kişi kalmadığında bakalım Erdoğan onları kurtarabilecek mi? Bilhassa Soma maden ocağında ne olup bittiğini perdelemeye çalışanların ahı onları tutacak. Bekleyin görün.

***

BAYILANLAR ÖLDÜ DİYE BIRAKILDI....KATMERLİ FACİA
"140 kişinin bulunduğu H panosundan 6 arkadaşıyla kurtulan Mehmet Ali Dinçer'in anlattıkları: Faciaya ilk müdahalenin yanlış yapıldığını belirten Dinçer, kendilerinin kurtulduğu H galerisinde birçok arkadaşının öldü sanılarak bırakıldığını iddia ediyor: "Yangından sonra madene ilk giren yetkili, 'Bunlar için yapacak bir şey yok.' demiş. Halbuki arkadaşların çoğu yaşıyordu. Sadece bayılmışlardı. Eğer yangından sonra içeri ilk gelenler yanlarında gaz maskesi getirseydi birçok kişi şu an yaşıyordu…….…Madenden çıktığımda firmadan gelip bana 1000 lira vereceklerini söylediler. Bunca ölüm varken para konuşmalarına şaşırdım. Bu insanların bedeli ödenemez." (Zaman - B.Kılıç - 18 Mayıs 2014)

Neval Kavcar - OrtaDogu



  Alıntı ile Cevapla
Alt 20/05/2014, 17:54   #28
Durumu:
Çevrimdışı
Forum Üyesi
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 189
Bulunduğu yer: Artvin
Mesajlar: 39
Konular: 3
Aldiği Teşekkürler: 18
Beğendikleri : 22
REP Gücü : 0
REP Puanı : 20
Ruh Halim: Neseli
Standart Soma

İçimden geçenler bazen can yakıyor, bu günlerde acıların en derin ceremesini yaşıyoruz.. Karaladım kağıtta içimden geçeni ama bakmadım kelimelerin noktasına virgülüne, dokunamadım cümlelerin doğruluğuna.. Nasip buraya paylaşmakmış..

Öyle zamanlar oluyor ki.. Öyle anlar oluyor ki, ne kelimeler, ne cümleler yetiyor anlatmaya.. İşte ben; öyle bir zamandayım.. Ülkemin bir ucunda, yüreğimin taa merkezine düşen bir ateş var bu günlerde..

Şehitlerimizden özür diliyorum, milyonlarca kez özür diliyorum. Affedin..bilemedik insanlığımızın bu kadar körleştiğini, bizlere verdiğiniz bu ders çok ağır, hakettik.. Hayatımız boyunca unutamayacağız..

Acılar paylaşıldıkça azalırmış, bu acı paylaşılsa da azalmayan bir acı.. Elimizden dua etmek ve acınızı bir nebze olsun paylaşmaktan başka bir şey gelmiyor.. Çaresizliğin yüreğimize indirdiği ağır darbeyi yaşıyoruz.

Acılarınız, acılarımızdır, yüreğimizle yanınızdayız..

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum.. Yaralı kardeşlerimize de acil şifalar..

Allah yar ve yardımcınız olsun..

Başımız Sağ olsun Türkiye'm..

Arâf ve Melodi bunu beğendiler.



Konu Sıpacık tarafından (20/05/2014 Saat 18:38 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 21/05/2014, 16:43   #29
Durumu:
Çevrimdışı
Forum Üyesi
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 169
Mesajlar: 5.293
Konular: 2686
Aldiği Teşekkürler: 1242
Beğendikleri : 777
REP Gücü : 9
REP Puanı : 20
Ruh Halim: Meskul
Standart

Kademe kademedir hayat. Her basamakta farklı özellikler, farklı zevkler ve farklı bakış açılarını barındırır içinde. En önemlisi de farklı acı ve mutlulukları! Hayat; içinde bulunduğun ve nefes aldığın kadar küçük olmamakla birlikte, nefes aldığını gördüğünle de anlamlıdır. Düşündüğün kadar, düşünüldüğündür ve gördüğün kadar, görülebildiğindir! Sevdiğin kadar, sevilebildiğindir! Kabul ettiğin kadar, kabul edildiğin ve çektiğin kadar, çekilebildiğindir! En önemlisi de affedebildiğin kadar, affedildiğindir! Yaşanılan her şey insana, yeni kabul edinişler ya da isteksizlikler yükler. Olağanlık ise ne acı bir değişimdir insan için. Duygu yitimidir! Kabul etmek, yaşanları benimsemek; insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlıktır ki, eğer farkında ise daha büyük bir kaybediştir. Birde affettiğini ya da affedildiğini sanmak! Hatasız ne kul, ne de yapım vardır! Dört dörtlük yaşam da olmayı versin zaten! Hatalar üzerine pişmanlıklarımızın yüzünden affedilmeyi bekleriz ya da karşı tarafı affetmek isteriz. Hatanın derecesi burada konu değil ama iç dünyanızda ne denli affedebildiğiniz çok önemli! Asıl konumuz ne derece affedebildiğimiz, affedebiliyor muyuz ya da affetmiş gibi görünüp içimizde birikerek oluşturduğumuz toprak yığınlarının oluşturduğu dağlar. Affettiğimizi sanmak! Haksızlığa uğradığımızda, büyük bir yara açılır iç dünyamızda ama yine de karşımızdaki insana olan sevgi ölçümüzde, bazen affetmek isteriz kaybetmemek adına! Gerçekten pişman olup olmadığını bilmeyiz. Öyle zannederiz ya da gerçekten öyledir! Ama çoğu zaman içten içe kemiren, hazmedilemeyen karmaşık iç dünyamız, sözde affettiğimiz insana yapmaya başladığımız zulümlere sahne olur. Sözde aftan sonra, kontrol bizi, biz olmaktan çıkarır ve farklı bir kişiliğe bürünmemizi sağlar. Hiç olmadığımız, hiç istemediğimiz ve benimsemediğimiz bir biz olmuşuzdur ki, bu durum aslında en vahimidir! Affettiğimizi düşündüğümüz ve affedildiğini düşünen insan için asıl işkence bu zaman başlar. Kısa zamanda hazmedilemezse eğer, iki taraf için geçerli olan kin ve saplantı olayları yoldan çıkmasına sebep verir. Böylece affettiğinizde önemsizdir, affedildiğinizde! Sonuç olarak, hazmedilmeyen af yersizdir. Sadece iki taraf için mutsuzluk yaratır. İçimizdeki kindar duygulardan kurtulmak dileğiyle… -



  Alıntı ile Cevapla
Alt 22/05/2014, 09:42   #30
Durumu:
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: May 2014
Üye No: 167
Mesajlar: 5.699
Konular: 670
Aldiği Teşekkürler: 1040
Beğendikleri : 1785
REP Gücü : 9
REP Puanı : 22
Ruh Halim: Suspus
Standart

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker.

Dikkatle izler olayı.

Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır.

Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer.

O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğimm şu oldu,der.
-Bir insanın istekleri ile aras***3305;ndaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.

Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür.

Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur.

Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için…



  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
günün , yazısı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Forum Hakkında Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Hit Sayacı:  

5651 sayılı kanunun 8. maddesi ve T.C.K'nın 125. maddesine göre; Vazgecmem.Net olan forum sitemize eklenen içeriklerden, içeriği ekleyen kullanıcı sorumludur. Kullanıcı bazlı herhangi bir telif hakkından Vazgecmem.Net sitesi ve site yetkilileri sorumlu değildir. Telif hakkı kapsamında bulunan içerikler ile ilgili hukuksal bildirimleriniz için bu bağlantı ie iletişime geçebilirsiniz bu çevrede, Vazgecmem.Net yönetimi en geç 48 saat içerisinde dönüş yapacaktır.